Kaset ile Gelen Komplo Aslında Ak Partiye Bir Komplo !
Habertük Genel Yayın Yönetmeni Sn. Yiğit BULUT ‘un kaleminden stratejik düzeyde bir komplo analizi okudum ve bu analizi sizler ile paylaşmak istedim. Her satırını her kelimesini dikkat ve sabır ile okuyunuz. Görünen ile görünenin arkasındaki gerçekler arasındaki inanılmaz farkı ve komplo tezgahının açık hedefini kendi gözleriniz ile görün. Teşekkür Yiğit BULUT.
GÖRÜNTÜLERİN ilk çıktığı gün sordum; kime yarar? Cevabım çok açık ve netti: AK Parti’yi “denklemden düşürmek” veya “denklemde etkisizleştirmek” isteyenlere yarar! Gerek Parti Meclisi gerekse Merkez Yürütme Kurulu sonrası oluşum ve en önemlisi trendin gelişiminin bıraktığı iz ortaya çıktıkça, tezim daha da açık ve net: Operasyon CHP amaçlı değil, CHP üstünden AK Parti amaçlı !
Sevgili dostlar, 2007 Kasım ayına kadar AK Parti ve Erdoğan’ın Türkiye’deki en büyük muhaliflerinden biri olarak, hatta “yerleşik düzenin aslansın-kaplansın” gazı içinde kalan bir birey olarak, “en ağır eleştirileri” yaptım! O zamanki bakış açıma göre, “birileri Cumhuriyet’in temellerine asit döküyordu, bizler de buna engel oluyorduk”! Sonrasında tam anlamıyla gerçeği gördüm ; “yerleşik bir düzen” vardı ve bu düzene biat etmeyen, hatta “Amerika’daki bazı lobilerin-yerleşik küresel güçlerin ve İsrail’in isteklerine” karşı “başkaldırmayı deneyenler” irtica masalı altında aynı okka altına itiliyorlardı.
Bugün geldiğim noktada adım gibi eminim; “Amerika’dan İsrail’e kadar birçok yerleşik odak ve Türkiye’deki bunların uzantıları”, AK Parti ve özellikle Erdoğan’dan oldukça rahatsızlar ve “var olan yapının devam etmesi için” ondan kurtulmaya çalışıyorlar. Onlara göre, “İsrail’e karşı çıkan, AB ve ABD’ye boyun eğmeyen, bağımsız kalma potansiyeli olan bir lider çok ama çok tehlikeli”! Buna güncel iki örnek: Erdoğan, “İran’ı normalleştirme için adımlar atarken ve özellikle İsrail ile restleşirken” ABD Dışişleri Bakanlığı açıklaması “tam yerine oturdu”.
Takas anlaşmasının üstünden saatler geçmeden Amerika, en üst düzeyde “Hop ne oluyor” dedi. Doğru ya, sen kimsin; İsrail’in nükleer gücünü sorgulayıp, İran ile kıyaslayıp bir de petrol fiyatını bile düşürecek bir takas anlaşması yapıyorsun! Bir örnek daha: Bu rahatsızlık ve “IMF ile anlaşmadan İran’la yakınlaşmaya kadar giden birçok adım atanların” siyasi yapıda dengelenmeleri gerekiyordu atılması gereken adım atıldı ve anamuhalefet partisinin lideri, bir kasetle devrilerek yerine “haydi şimdi rüzgârı yaratabilecek” bir isim getirildi. Kılıçdaroğlu “onların adamı” demiyorum, lütfen dikkat edin, onların tezgâhına “geliyor olabilir veya gelebilir” diyorum. Aynen Silahlı Kuvvetlerimizin darbe tezgâhlarına gelmeleri gibi !
Sevgili dostlarım, bence her şey o kadar açık ve net ki ; “raydan çıkan Erdoğan ve onun karşısında dış ve iç güçler tarafından” örgütlenerek sahaya indirilen-konulan yeni dinamikler. Tekrar ediyorum, “ne Kılıçdaroğlu ne de bu işe yürekten koşanlar onların adamları” değil ama “oyunun sahipleri başkaları, onlar sadece iyi niyetli”. Bir ipucu daha; medyada ne kadar “uç denebilecek operasyon adamı denen” arkadaş varsa “Kılıçdaroğlu ’nun yanına monte edildi”! Şimdi sıra “yerleşik medya ve diğer uzantılar” ile bu süreci desteklemek.
Alman destekli yerleşik medya bile “kurtuldum” hesapları yapmaya başladı. Sonuç: Hepimiz Cumhuriyet’e sonuna kadar bağlıyız. Bağlıyız ama bu “bağ” gözümüzü kapatmamalı. Gerçeği görelim; “irtica geliyor” oyunu bu topraklarda yüzyıllardır oynanıyor, aynen “din elden gidiyor” oyunu gibi. Bu oyunu tezgâhlayanlar ve oynayanların-oynatanların tek bir amacı var: Bu ülkeyi emellerine alet etmek ve sömürmek! Gözümüzü açalım ve “neyin ne olduğunu” dibinden görmeye çalışalım. Amerika’ya-İsrail’e-AB’ye-IMF’ye-yerleşik medya ve onun patronlarına itaat-hizmet eden bir düzen ve siyasetçiler istemiyorsak, oyunu özünden anlayalım.
Son söz : Kılıçdaroğlu’na da bir çağrım var: Düşmanı AK Parti değil, düşmanı “yerleşik düzen”! Atatürk’ün partisini, siyasi dinamiklerinden kurduğu bankaya kadar bu yerleşik düzenin elinden kurtarmalı ve özellikle ülkenin bağımsızlığı için “AK Parti’den başlamak üzere” her aktörle “işbirliği” aramalı! Yaşasın tam bağımsız Türkiye!
Türkiye-İsrail çatışması kaçınılmazdı ! İlk temas geldi
DAHA açık yazayım; yükselen trend, düşen trend ile bir noktada karşılaşır ve kesişmeleri kaçınılmaz olur! Türkiye-İsrail’in de bir noktada karşılaşmaları ve “kesişmeleri” kaçınılmazdı ve ilk temas sağlandı. Dikkat edin “ilk temas” diyorum, daha sürecin başındayız
“büyük olma” sürecinde “bu sürtünme ve çarpışma” devam edecek.
Çok net değil, daha “kesin” ve net olsun diyorsanız, daha “sansürsüz” ve “sınırsız” yazayım… Sevgili dostlar, 2001 sonrası ortaya çıkan yeni dünya düzeninde Türkiye’nin yerini, daha doğrusu nasıl “algıladığımı ve en önemlisi neler olabileceğini” sizlere sürekli aktarmaya çalışıyorum…
Evet, yeni bir dünya düzeni var ve bu düzen içinde ortaya çıkan yeni bir Türkiye dinamiği var. Bu değişime paralel olarak da daha önce analiz ettiğim gibi, “Amerika başta olmak üzere dünya egemenlerinin sorguladığı” iki farklı tez çarpışıyor; biri “İsrail olmadan, daha doğrusu ağırlık merkezinin İsrail dışına kaydığı Ortadoğu’da yeni yapıyı” savunan, diğeri “İsrail’in merkez olmaya devam edeceğini” ortaya koyan iki farklı tez. Tezlerin net bir çıkarımı var; kavga büyük ve çok derin!
Sevgili dostlar, bütün bunları çok kısa hatırlattıktan sonra “üç resim karesinden” sizlere bahsetmek istiyorum: 1- Pakistan’da muhalif liderler ve özellikle Amerika’nın yıllardır bir araya getirmediği isimler, Türkiye önderliğinde Cumhurbaşkanı Gül’ün masasında buluştu. 2- Sırplar ve Boşnaklar yıllar sonra yine devlet başkanı düzeyinde Türkiye önderliğinde buluştular. 3- Dünyanın “çıban başı” denilen İran, “nükleer politikasının anahtarını” Türk Başbakanı Erdoğan’a verdi.
Bütün bunlar ne demek? Balkanlar’dan Çin’e kadar etki alanı artan, “Amerika, Avrupa, IMF, Dünya Bankası”nın taşeronu olarak değil “kendi adına” politika üreten Türkiye demek Sonuç: Yıllardır yazıyorum, artık kan döküldü daha da net anlaşılacaktır; yeni dünya düzeni ve yeni denklem içinde “denklemin ana bileşenlerinden biri olacak yeni Türkiye” gibi detaylar net olarak ortaya çıkıyor. Bu ortaya çıkış ve çarpışan tezler gereği yükselen ve düşen trendlerin de kesişmesi-çarpışması” kaçınılmaz. Bakmasını bilenler görecekler!
Türkiye ‘büyük olma’ yolunda ağır saldırı altında!
ASKERİMİZE yönelik İskenderun’da dün gece yarısından sonra gerçekleştirilen saldırı net bir gerçeği ortaya koyuyor: Türkiye her anlamda “kahpe dünyanın köhnemiş köklerinin yoğun saldırısı” altında! Zaman “ayrışma, siyaset yapma” zamanı değil! “Bir olma, tek vücut halinde” olma zamanı Sevgili dostlar, olaylar olmadan pazar günkü yazımın sonunda not düştüğüm cümleyle yazımı bitireceğim: Uykudakiler uyansın belki yanmak vaktidir, gerçekleri bilenler toplansın şimdi vermek vaktidir! Türkiye bu süreçten büyüyerek, tek vücut olarak çıkacaktır, kimsenin kuşkusu dahi olmasın!
Bu kadar tesadüf fazla
İSRAİL’in sivil gemilerimize saldırmasından “birkaç saat” önce Türk Deniz Kuvvetleri’nin “önemli” noktalarından birine “saldırı” düzenlendi. Bu kadar tesadüf de biraz fazla! Akdeniz’de “bilek güreşi var” ve o bölgeye ikmal yapabilecek Deniz Kuvvetleri’nin önemli bir noktasına “son derece profesyonel bir roket” saldırısı düzenleniyor. Umarım kötü” bir tesadüftür! Aksini düşünmek ve sorgulamak dahi istemiyorum.